21 Mayıs 2010 Cuma

HER SIKINTININ SONU VAR...

Tags



Başa gelen bela ve musibet karşısında halinden insanlara şikayet etmeye sızlanma denir. Allah-u Teala, kullarının kendisini kullara şikayet etmesini istemez. Eğer kul, derdinden dolayı Allah’a sızlanırsa bunda sakınca yoktur.
“Ey Rabbim! Tâkatım kalmadı. Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Bana acı, beni feraha çıkar” demek bir sızlanma olmayıp, Allah’a yalvarmadır. Allah’dan gayrıya sızlanma doğru olmaz. Allah’a sızlanma ise nazdır, niyazdır, duadır, kulluğun icabıdır. Buna Kuran-ı Kerim’den şu kıssa delil getirilmiştir.
Yusuf Aleyhisselam'ı kardeşleri kuyuya atıp, onu kurdun yediğini söyleyerek Yakup Aleyhisselam’a gelmeleri üzerine, Yakup Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ben sadece gam ve kederimi Allah’a arz ediyorum. Ve ben, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri biliyorum.” (yusuf-86)
Enes bin Malik Radıyallahu Anh'tan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, bir kimse Rasulullah’ın mescidine geldi ve hz. Eyyub ile ilgili sualler sordu. Efendimiz ağladı ve şöyle buyurdu:
“Yemin ederim ki, Eyyub beladan inlemedi,sızlanmadı. Fakat yedi sene, yedi ay, yedi, gün o belada kaldı. Ayakta namaz kılmak istedi,duramadı düştü. Kullukta kusurunu görünce, hastalığın ve derdin şikayetinden değil, kulluktaki ibadet ve taatına noksanlık gelmesinden korktuğu için dua etti.”
Hz. Eyyub şehrin dışında, hanımının kendisi için yaptığı kulubede yaşıyordu. Bir gün hanımı yiyecek aramaya çıkmıştı. İkindi vakti, Allah’ın lütuf müjdecisi Cebrail Aleyhisselam geldi: “ey eyyub, Allah-u Teala bela verdi sabrettin. Şimdi sıhhat ve nimet vereceği müjdesini getirdim” dedi. “ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk su.”
Bu emri ilahi ile hz. Eyyub Aleyhisselam ayağını yere vurdu. İki su pınarı fışkırdı. Sıcağı ile yıkandı, soğuğundan içti ve sıhhat bulup iyileşti.
Bir müddet sonra zevceleri annemiz eve döndü. Eyyub Aleyhisselam'ı tanıyamadı. Onun kaybolduğunu sandı. Dışarıya çıkıp feryad etti,ağladı. “bu kadar sıkıntı çektim, hazineyi elimden kaçırdım. Hastayı kaybettim” diye ağlıyordu. Eyyub Aleyhisselam ise onu seyrediyordu. Cebrail Eyyub Aleyhisselam'a “Ey Eyyub, zevceni çağır, gönlünü al; onu üzme” dedi. Bunun üzerine Eyyub Aleyhisselam hanımına seslendi:
-Ey hanım, kimi arıyorsun?
-bir hastam vardı, hayat arkadaşım idi, peygamber idi, onu kaybettim. Bu yüzden ağlıyorum.
-ismi neydi?
-sabırlı eyyub idi.
-nasıl bir kimse idi?
-sağlıklı iken sana benzerdi.
-o hasta Eyyub benim. Allahu Teala bana sıhhat verdi. Her ikisi de sevinçle ağlaştılar.
Evet, her sıkıntının sonu gelir. Her kışın bir yazı, her derdin bir devası vardır. Kim acele ederse kendisine yazık eder. Sabır gereken yerde acele etmek uygun olmaz.