5 Mayıs 2009 Salı

२० KURUŞ

DÜRÜST İNSAN ARANIYORSA HER ŞEY BİRMİŞTİR... Gece olunca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanına alır ve komşusunun evini soymaya gidermiş। Gün doğarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmış। Ama her seferinde kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış. Ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalar ve bu dolaşım son kişi ilk kişiden çalana kadar sürermiş. Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış.Gece olduğunda, çanta ve fenerle dışarı çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş.Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezlermiş. Ve bu durum bir süre devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını istemiş: 'Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.' demişler. Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar, fakat hiçbir şey çalmaz, döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulurmuş. Adamın bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi terketmek zorunda kalmış. Daha iyi soygun yaparak zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Zengin fakir ayrımı giderek çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve hapishaneler kurmuşlar ve kendi mallarının çalınmasını yasa dışı ilan etmişler. Ancak yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş. Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da ülkeyi terketmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise soyacak kimse kalmadığı için servetlerini yitirmeye baslamışlar. Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Ancak dürüst adamın evine gittiklerinde sadece yerde yazılı bir kağıt varmış. Kağıtta şunlar yazıyormuş:'Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey için çok geç olmuş demektir...' BIR MİLLET UYUYORSA UYANDIRMAK KOLAYDIR.UYUMUYOR DA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA NE YAPSANIZ NAFİLE, UYANDIRAMAZSINIZ. (Indra Ghandi)

20 KURUŞ
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmiş।
Adam camiye hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şöföre rastlıyormuş.
Birgün, bilet alırken söför yanlışlıkla, 20 kuruş fazla vermiş.
Imam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş.
Kendi kendine düşünüyormuş,
"20 kuruşu geri versem mi şöföre?"...
ama içinden bir ses diyormuş ki
"çok gülünç bir sayı, ve şöförün umrunda değil.
Zaten Otobüs şirketi çok para kazanıyor. 20 kuruş onlar için önemsizdir." İnecegi durağa yaklaştığında, imam fikir değiştirmiş,
inmeden önce şöförün yanına gitmiş,
20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : "paranın üstünü fazla verdiniz." şöför gülümsemiş ve
"siz camii'nin yeni imamısınız değilmi?
Aslında uzun zamandır sizi caminizde ziyaret etmek istiyordum,
islamı öğrenmek için,
ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim." İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyormuş,
Yere yığılmamak için bir direğe tutunmuş.
ve kendine gelmeye çalışmış,
gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:
"Allahım az daha islami 20 kuruşa satıyordum!. .."